Erdem Beyazıt'ı Kaybettik
Şair ve eski milletvekili A. Erdem Bayazıt, akciğer kanserine yenik düştü
06 Temmuz 2008 03:50
Erdem Beyazıt'ı Kaybettik

GÜNEŞÇAĞ SAVAŞÇISI GİTTİ

Şair Erdem Bayazıt vefat etti.

Bayazıt için, Pazartesi günü ikindi vaktinde Eyüp Sultan Camisi'nde cenaze töreni düzenlenecek.

Anadolu Gençlik Derneği İstanbul Şubesi yıllardır aksatmadan sürdürdüğü "Geleneksel Şiir Gecesi"ni bu yıl Erdem Beyazıt'a ithaf etmişti.

ERDEM BAYAZIT KİMDİR

Kahramanmaraş'ta, 1939 yılında doğan Erdem Bayazıt, ilk ve orta öğrenimini burada tamamlayarak 1971'de Ankara Üniversitesi DTCF Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden mezun oldu. Mezun olduğu Kahramanmaraş Lisesi'nde kısa bir süre edebiyat öğretmenliği yapan şair, daha sonra Kahramanmaraş İl Halk Kütüphanesi'nde müdür olarak görev yaptı. İstanbul Türk Musikisi Devlet Konservatuvarının kuruluş günlerinde genel sekreter olarak görev yapan şair, Milli Eğitim Bakanlığı'nda Basın Bürosu Memurluğu, Milli Kütüphane Süreli Yayınlar Şube Müdür Yardımcılığı görevlerinde de bulundu. Sanayi Bakanlığı İnsan Gücü Eğitim Daire Başkan Yardımcılığı görevini yürütürken istifa ederek, kurucusu olduğu Akabe Yayınları'nın ve Mavera dergisinin yönetimini üstlenen Bayazıt'ın, ilk şiir kitabı ''Sebeb Ey'' 1972 yılında Edebiyat Yayınları arasında yayımlandı. Son şiirleri ''Risaleler'' adı altında 1987'de Akabe Yayınları'ndan çıktı. 1981 yılında Ajans 1400 adlı bir firmanın film ekibiyle beraber Afganistan'a doğru yola çıkan şair, Şenol Demiröz, Yücel Çakmaklı, Ahmet Bayazıt, Çetin Tunca, Halil İbrahim Sarıoğlu ve Necdet Taşçıoğlu'ndan oluşan çekirdek bir kadroyla birlikte Pakistan'ın Peşaver kenti başta olmak üzere İran, Hindistan ve Afganistan'ı gezerek izlenimlerini ''İpek yolundan Afganistan'a''' adlı eserinde topladı. Bu eserle 1983 yılında Türkiye Yazarlar Birliği Basın Ödülü'nü kazandı. 1984'te Akabe'nin İstanbul'a taşınması kararıyla bu görevini devrederek yeniden memurluğa dönen Bayazıt, DPT'ye sözleşmeli personel olarak girdi. Şair, daha sonra bu görevi bırakarak 1987 yılı seçimlerinde Kahramanmaraş'tan milletvekili adayı oldu. 30 Kasım 1987 seçimlerinde Anavatan Partisi'nden Kahramanmaraş milletvekili seçilen Bayazıt, 1992 seçimlerinde adaylığını koymadı ve İstanbul'a yerleşti. Evli ve 4 çocuk babası olan Bayazıt'ın şiir ve yazıları Açı, Hamle (Kahramanmaraş), Çıkış (Ankara), Yeni İstiklal, Büyük Doğu, Edebiyat, Mavera, Yedi İklim ve Hece dergilerinde yayınlandı.
Bayazıt, TBMM Başkanlık Divanı'nca üstün onur ödülü verilmesi kararlaştırılan 71 kişi arasında bulunuyordu.

 

SANA, BANA, VATANIMA, ÜLKEMİN İNSANLARINA DAİR  

 

''Telgrafın tellerini kurşunlamalı''

Öyle değildi bu türkü bilirim

Bir de içime

-Her istasyonda duran sonra tekrar yürüyen-

Bir posta katarı gibi simsiyah dumanlar dökerek

Bazan gelmesi beklenen bazan ansızın çıkagelen

Haberler bilirim mektuplar bilirim.

 

Gamdan dağlar kurmalıyım

Kayaları kelimeler olan

Kırk ikindi saymalıyım

Kırk gün hüzün boşaltan omuzlarıma saçlarıma

Saçlarının akışını anar anmaz omuzlarından

Baştan ayağa ıslanmalıyım

Gam dağlarına çıkıp naralar atmalıyım.

 

İçimde kaynayan bir mahşer var

Bu mahşer birde annelerinin kalbinde kaynar

Çünkü onlar yün örerken pencere önlerinde

Ya da çamaşır sererken bahçelerinde

Birden alıverirler kara haberini

Okul dönüşü bir trafik kazasında

Can veren oğullarının.

 

Bir de gencecik aşıkların yüreklerini bilirim

Bir dolmuşta yorgun şoförler için bestelenmiş

Bir şarkıdan bir kelime düşüverince içlerine

Karanlık sokaklarına dalarak şehirlerin

Beton apartmanların sağır duvarlarını yumruklayan

Ya da melal denizi parkların ıssız yerlerinde

Örneğin Hint Okyanusu gibi derin

İsyanın kapkara sularına dalan.

 

Nice akşamlar bilirim ki

Karanlığını

Bir millet hastanesinde

Dokuz kişilik kadınlar koğuşu koridorunda

Başını kalorifer borularına gömmüş

Beyaz giysilerinden uykular dökülen tabiplerden

Haber sormaya korkan

Genç kızların yüreğinden almıştır.

 

Bir de baharlar bilirim

Apartman odalarında büyüyen çocukların bilmediği bilemeyeceği

Anadolu bozkırlarında

İstanbul’dan çıkıp Diyarbekir’e doğru

Tekerleri yamalı asfaltları bir ağustos susuzluğu ile içen

Cesur otobüs pencerelerinden

Bilinçsiz bir baş kayması ile görülen

Evrensel kadınların iki büklüm çapa yaptıkları tarla kenarlarında

Çıplak ayakları yumuşak topraklara batmış ırgat çocuklarının

Bir ellerinde bayat bir ekmeği kemirirken

Diğer ellerinde sarkan yemyeşil bir soğanla gelen.

 

Yazlar bilirim memleketime özgü

Yiğit köy delikanlılarının

İncir çekirdeği meselelerle birbirlerini kurşunladıkları

Birinin ölü dudaklarından sızan kan daha kurumadan

Üstüne cehennem güneşlerde göğermiş mor sinekler konup kalkan

Diğeri kan ter içinde yayla yollarında

Mavzerinin demirini alnına dayamış

Yüreği susuzluktan bunalan

İçinden mahpushane çeşmeleri akan

Ansızın parlayan keklikleri jandarma baskını sanıp

Apansız silahına davranan

Nice delikanlıların figüranlık yaptığı

Yazlar bilirim memleketime özgü

 

Güzler bilirim ülkeme dair

Karşılıksız kalmış bir sevda gibi gelir

Kalakalmış bir kıyıda melül ve tenha

Kalbim gibi

Kaybolmuş daracık ceplerinde elleri

Titreyen kenar mahalle çocukları

Bir sıcak somun için, yalın kat bir don için

Dökülürler bulvarlara yapraklar gibi.

 

Kadınlar bilirim ülkeme ait

Yürekleri Akdeniz gibi geniş, soluğu Afrika gibi sıcak

Göğüsleri Çukurova gibi münbit

Dağ gibi otururlar evlerinde

Limanlar gemileri nasıl beklerse

Öyle beklerler erkeklerini

Yaslandın mı çınar gibidir onlar sardın mı umut gibi.

 

İsyan şiirleri bilirim sonra

Kelimeler ki tank gibi geçer adamın yüreğinden

Harfler harp düzeni almıştır mısralarında

Kimi bir vurguncuyu gece rüyasında yakalamıştır

Kimi bir soygun sofrasında ışıklı sofralarda

Hırsızın gırtlağına tıkanmıştır.

 

Müslüman yürekler bilirim daha

Kızdı mı cehennem kesilir sevdi mi cennet

Eller bilirim haşin hoyrat mert

Alınlar görmüşüm ki vatanımın coğrafyasıdır

Her kırışığı sorulacak bir hesabı

Her çizgisi tarihten bir yaprağı anlatır.

 

Bütün bunların üstüne

Hepsinin üstüne sevda sözleri söylemeliyim

Vatanım milletim tüm insanlar kardeşlerim

Sonra sen gelmelisin dilimin ucuna adın gelmeli

Adın kurtuluştur ama söylememeliyim

Can kuşum, umudum, canım sevgilim.

GÜNEŞÇAĞ SAVAŞÇILARI

 

Gözlerinde gök sancısı

İçlerinde okyanus uğultusu uzun mızraklarla yararak karanlığı

Gelip dayandılar şehrin sivrilmiş tırnaklarına

 

Çarpık dudaklarıyla kırpılmış saçlarıyla

Soyguna uğramış yüzleriyle

Barbar ellerin işgal ettiği sonra terk ettiği

Harabe kadınlar

Gidip gidip gelirlerdi camekanlı çarşıda

 

Bu kirazı kim yer kim satar

Hangi savaştan arta kalmış bu çocuklar.

  

Sonsuz devirleri aşarak savaşçılar geldiler

Ve akşamın ipini kestiler

Gece putun üstüne devrildi put yere devrildi

 

Yanlış pazarlara sürülmüş yılgın uykusu şehrin

Ortasından bölündü.

 

Kollarını derin balkonlara dayamış bilinçleri ustura savaşçılar

Taradılar gözleriyle ağır ağır şehrin saçlarını

Ayıkladılar bir bir bitlerini

Fosfor ellerini uzatarak balkonun uçsuz uzantısından

Yanan şehri tuttular

 

Şu bizim atımızdır deniz hipodrom

Nehrin yatağını öp sen ey savaşçı

Birikinti gölleri geç apartmanları geç kaldırımları

 

Bir bir ayıkla mezarları.

 

Güneşçağ öncüleri yolları tuttu dua erleri tuttu

Yüzleri Mekke ülkesi gözleri Medine çeşmesi

Elleri altınçağ mimarı.

 

 

SÜRÜP GELEN ÇAĞLARDAN

 

Yeryüzü bana mescit kılındı

 

Ant verdim toprak şahit tutuldu

Her sabah her öğle her akşam

İkindiyle yıkanarak yatsıyla donanarak

Seslerden bir sesle fırınlanıp

Sulardan polatlanan benim.

 

 

Geldim durdum önünde işte bir anıt gibi

Sıyırarak sırtımdan bir yılan giysisini.

Evet bir hançer ağacı gibi büyüyor içimde acı

Dağlardan bir dağ gibi kabaran yüreğimde.

Kargaların sırtlanlarla anlaştığı bir günde

Bir yabancı fırtınaya tutulan yapraklarım

Kudüs'te Mescid-i Aksa'da

 

Belki bir batı karanlığında Topkapı'da

Yangına uğramışsa

Duymaz olmuşsa kulaklarım göklerin muştu sesini

 

 

Elbet kıracağım bir gün bu ihanet kelepçesini

Çün defterler açılıp hesap soruldukta

Yetimin hakkı soruldukta yoksulun hakkı soruldukta

Milletim omuz omuza verip

Kıyama duruldukta.

 

 

Gündüzler nasıl beklerse gecenin bitmesini

Sabırla söküyorum bu tarih gecesini.

 

 

 

Yüreğim usul usul vuruyor Kafkasyalım

Namludan yeni çıkmış sıcacık kurşun gibi

Dağlılar dağlar gibi ormanlar ordu gibi ağaçlar asker gibi

Bir şimal rüzgarı değil bir Şamil fırtınası

Tutsaklık haritası değil bir zafer coğrafyası

Can pazarında Azerbeycan'da

Bir türkü işliyor nakışını kalbimin üstüne

"Kurban olayım ayına ayına yıldızına"

Bir ucundan dünyanın öbür ucuna

Kan olup dolaşan damarlarımda

Arabistan’da Pakistan’da Türkistan’da

Şu anda

 

İran'da Afganistan'da.

Gecelerden bir gece en kesin bir tarih gecesini

Delecek elbet yangına uğramış gözlerim

İçimde kayalaşan bu güç bu savaş birikintisi

Sağdan sola kavisler çizerek

Ak bir kağıt üstüne dolaşır gibi

Dolaşan Asya'yı Afrika'yı Amerika'yı

Sonra bir solukta geçerek üstünden Avrupa'nın

Avrupa'nın Rusya'nın.

"Yememiştir hiç kimse

Elinin emeğinden daha hayırlısını"

diyerek

Şafak gibi alınlara terle yazılmış

Hakkın mutlak ölçüsünü

 

Elbet benim işçilerim çekecek

Emeğin kutsal direğine.

O ışık ki düşer bir zenci yüreğine

Birden aydınlık kazanır zulme uğramış bütün yürekler

Onulmaz hint ağrısına tükenmez çin sancısına

 

 

 

İsyanın macarcasına ezilmenin çekoslavakcasına

Yanmanın polonyacasına direnmenin vietnamcasına

Gerillanın arapçasına

Yetişecek elbet benim müjdeci sesim.

Ey insan ey şimdilerde hep bir beklemeye duran

Duy zaman içre sürüp gelen bu sesi

 

Sürüp gelen çağlardan çağlara

Renk veren tarihe yeşil çağlayan

Savaşçı yüreğinden savaşçı yüreğine

Cezayirden senegalden

Yüreğimin içine Boğaziçine

Kelimelerden bir kelime diken yeryüzüne.

Dünyanin kalbini dinle geliyor adım adım

Dallar meyvaya dursun toprak tohuma dursun

İnsan barışa dursun selama dursun zaman

Sabır savaş zafer. Adım : MÜSLÜMAN.

 

 





Yorum Yaz   
YORUMLAR
Toplam yapılan yorum sayısı (1)
Erdem SAYAR tarafından 2008-07-06 18:07:38 tarihinde yazılmış
Rahmet
Allah rahmet etsin.
YAZARLARIMIZ
GAZETE 1. SAYFALARI
GAZETE YAZARLARI
Bombalar

Tamer KORKMAZ
Yeni Şafak
HAVA DURUMU